kez görüntülendi
Selim Turan Kimdir?
Sonuç olarak insan, varoluş, inanç, özgürlük ve hürriyet kavramlarının şiirsel armonilerle, felsefenin derinliklerinde açıklanmasını gerçekleştiren Selim Turan eserlerinin düşün alanlarının ve deneyimlemenin sınırsızlığını, edebi ve plastik değerlerin önemini, yazınsal ve resimsel kaynak anlamını belirlemektedir. Siyah resimlerin merkezlerinde yer alan Selim Turan’ın ışığı, bir başka bakış açısıyla, dünyanın merkezindeki ışık olarak düşündüğümüzde, magmanın, zaman içinde yerkürede oluşan yarıklardan dışarı sızmasını resimlediğini düşünebiliriz. Evrenin içsel ışığını, inancın, mantığın ve felsefenin ışığına dönüştüren Selim Turan, 1950’lerin ortalarından sonra, bu kuvvetli ışık kaynağını kendisini tanımlayan simge olarak geliştirerek sürdürür.
1960’ların, mavi ışıklı dönemlerinde, daha sonra yeşil ve tonlarının arasına renk lekelerinin dağıldığı kompozisyonlarında, Sarı resimlerin ışık olarak sınırsız boşluklarla buluştuğu siyah ya da beyaz konturların derinlikleri arasında küçük mavi ve kırmızı lekelerin beneklendiği armonilerin Selim Turan resimlerine dönüşümündeki anlamı, onun felsefesinin izlerini yansıtır. Kompozisyonlarının arka planının derinliklerden başlayan hareketin, boya dokusu, renk ve lekenin kesiştiği espasların katmanlarında ritmik kaligrafik formları fark etmek, yarattıkları etkinin evrenin sonsuzluğu ile örtüştüğünü hissetmektir. Işık resimlerinin 1970’lerden sonra, arka planını bir sır gibi örten kırmızı ve yeşil ışıkların üzerinde nonfigüratif formların kesintisiz ve deneysel ritmi, Turan’ın kompozisyon kurgularının mantık ve estetik duyarlık bileşkeleridir.
Koyu kırmızılardan ya da ışığı içinde saklayan siyah-yeşillerden başlayan, sonra ton değerleri kademelerle açılarak sarı, aydınlık ve parlak ışıklara doğru derinleşen soyut kompozisyonlarında, Turan artık çok merkezli perspektifler kullanmaktadır. Resme başat olan diyagonal hatlarla tetiklenen odak noktaları, sonsuzluklarla özdeşleşen varlığı ve varoluşu sorgulayan kompozisyonlardır. Düşey hareketi kaligrafik kompozisyonu, beklenmedik düzlemlerle kesen diyagonal hatlar, statik düzlemlerle dinamik yayların karşıt devinimini göstergeler. Düşey ve diyagonal düzlemlerin espaslarının arasında farklı layerlarda/tabakalarda dalgalanan yaylar, Rönesans resminden 20. yüzyılın yarısına kadar ulaşan kompozisyon kurgusunu farkındalığını ve çağdaş yorumlarda nasıl kullanılabildiğini belgelediği için Selim Turan’ın bu resmilerini incelemek gerekir.
Turan’ın soyut anlayışının doruk noktasında ulaştığı müzikal ritimlerin sınırsız boşluklarda sonsuzluk izlekleri olan ışık ve renk resimleri; siyah, beyaz, mavi, sarı, kırmızı ve yeşil ışıklarına dağılan kaligrafik tasarımlarının gizemi, dünyanın oluşumunu, insanın varlığının ifadesidir. Varoluşun felsefesini, inancın etik değerlerini, özgür ruhun derinliklerini, önemlisi, Selim Turan’ın resimlerinin felsefesini anlamaktır.
Bu aşamada önemle üzerinde durulması gereken bir konu da, 1990’lı yıllarda Selim Turan resimleri arasına giren Kaz Dağları ve Sarı Kız resimleridir. Selim Turan’ın resimsel anlatımının kaynakların arasında halk sanatımızın esinlerinin kazandığı bu dönem, doğa ve geleneğin bir arada resimlenmesidir. Dağlar ve bu dağların tepesinde yaşayan Türkmen köylülerinin yaşamlarını resimlemeye başlar. Halk efsaneleri, halk sanatına, düğün dernek, değil özellikle de cenaze törenlerine ait belirgin anılar taşıyan çok öznel resim serileri ile de tanınacaktır. Rengârenk giysileri ve her biri takan kişinin tasarımı olan başlıklarıyla, diyagonal kesişmeler yapan patikalardan sıralara halinde törene katılan kadın ve erkeklerin oluşturduğu konvoylar ne kadar etkilendiğini defalarca bana anlatan Turan, Kaz Dağları’nda gizlenerek korunan gelenekleri resimler. İstanbul’da sergisinde tanışır Tahtakuşlar Köyü sakinleriyle. Sergisini gezenlerin bu köyde yaşadığını duymak Turan’ı şaşırtır. Sohbet Bach’a kadar uzanınca, Kazdağları’nda bir köyün sakinlerinin çağdaş sanatla yakından ilgilenmesi Turan’ı heyecanlandırır. Sergi sonrasında Kuzey Ege’de Kaz Dağları’na gider, çevreyi dolaşır, resimler yapar. Yaşam özelliklerini koruyan Tahtakuşlar Köyü’nün Türkmen geleneklerini ve efsanelerini derleyen Turan bu köyde, 10.6.1991 tarihinde ‘Tahtakuşlar Özel Etnografya Müzesi’nin mimari projesinin tasarlanmasına, müzenin kurulmasına, düzenlediği serginin tüm gelirini bağışlayarak büyük destek verir. Bu aşamada Türkmen kadınlarının giysileri, soyut desenli ve Türkmen kilimleri Selim Turan’ın tuvallerinde yerlerini almaya başlar. Türkmen Gelinleri ve Sarı Kız Serileri, geleneklerle ve efsanelerle beslenen özgün Selim Turan’ın 1990’lı yıllarının sanat dönemi içindeki yerini alır. Sarı kız efsanesinde tekrarlanan 12 parlak ışık, 12 imamın efsanesi, Sarı Kız ve Kazları, Selim Turan’ın statik hareketle durmadan dönen mobil çalışmalarının kaynağı olur.
Bilgi / Öneri Formu
Selim Turan
Hakkında Bilgi / ÖneriDüzeltme Bildirim Formu
Selim Turan
Hakkında DüzeltmeTelif / Yasal Uyarı
Selim Turan
Kim Kimdir? tescilli bir markadır ve Web Sitesi 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri kanununa uygun yayın yapmaktadır.
Kim Kimdir?'de yayınlanan yazılı, görüntülü içeriklerin ve fotoğrafların sahibi olan FORSNET'in yazılı izini olmadan bilgi ve belgelerin tamamının kopyalanması, çoğaltılması ve izinsiz olarak başka sitelerde ve yerlerde kullanılması yasaktır. Alıntı olarak kısmi kullanımlarda her hangi bir sakınca yoktur.
Site içeriğinde telif yasalarına uygun olmayan içerik olduğunu düşünüyorsanız lütfen durumu bize bildiriniz. Telif olan içerikler incelenerek yayından kaldırılabilmektedir.







