Doğum Tarihi

9 Haziran 1915

Ölüm Tarihi

13 Ekim 1994

Şehir

İstanbul

Burç

İkizler

3696

kez görüntülendi

Selim Turan Kimdir?

1935 yılında, Galatasaray Lisesi son sınıf öğrencisiyken, güzel sanatlar öğrenimi görmeye karar verir. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne girer. Birinci yılın sonunda, asıl öğrenci olmak için girdiği sınavda birinci olur. Feyhaman Duran Atölyesi’ndedir. Bu atölyeyi sık sık ziyaret eden Nazmi Ziya’dan kritikler almaktadır. Özellikle de Zeki Kocamemi’nin Hans Hofmann öğretisine dayalı olan figüratif ekspresyonizmini uyguladığı desenler çizmektedir. Resim öğrenimini sürdürürken bir yandan da heykel çalışmalarına başlar.

Selim Turan Akademi’de öğrenim gördüğü yıllarda, Üsküdar’da Şark Tezyini Sanatlar Mektebi’nde, İsmail Altınbezer Atölyesi’ne de devam etmektedir. Burada, Reis-ül Hattatin Hacı Kamil Efendi’den hat, İsmail Altınbezer’den tezhip, Necmi Okyay’dan ebru ve cilt dersleri alır. Topkapı Sarayı Kitaplığı’nda bulunan minyatürler üzerinde çalışır ve örneklemeler çıkartır. Bu yıllarda, İstanbul’un Fethi’nin 500. kutlama programı kapsamında hazırlanan “Fatih Divanı” için minyatürler de resimler. Bu minyatürlerinde Fatih’i, sevgilisi İren’i, medreseleri ve âlimleri minyatür tekniği ile betimler. 1937 yılında Avrupa Müzeleri’ni görmek amacıyla İstanbul’dan yola çıkarak; Yunanistan, Romanya, İtalya, Almanya, Polonya, İngiltere ve Fransa gezisi yapar.

1936’da, Akademi’ye girişinden bir yıl sonra; Burhan Toprak’ın açılış konuşmasında “Cehtimizin (yaşayan ve modern) sanata müteveccih olmasını istiyorduk. Modern sanata daha uzun zaman kapılarımızı kapayamazdık. (…) İşte tam bu sıralarda Fransa Güzel Sanatlar umum müdürünün hocalık teklif ettiği zevattan biri olan Leopold Lévy müessesemizde işe başladı.” açıklamasıyla Akademi bünyesinde önemli değişiklikler olur.

Burhan Toprak 10.4.1936 tarihinde Akademi’ye müdür olarak atanır ve aşama aşama, bütün öğretim kadrosunu değiştirir. 25 Ocak 1937’de Cemal Tollu, 1 Şubat 1937’de Léopold Lévy, 1 Kasım 1937’de Sabri Berkel ve Zeki Faik İzer, 23 Mart 1937’de Bedri Rahmi Eyüboğlu, 27 Ocak 1947’de Nurullah Berk Akademi’nin yeni öğretim kadrosunu oluşturur.

Bu süreç içinde, İbrahim Çallı, Hikmet Onat ve Mahir Tomruk emekli olur. Bedri Rahmi görevden alınır. Ali Çelebi ve Zeki Kocamemi, Zühtü Müridoğlu ve Hadi Bara görevlerinde kalır. Akademi reformu kapsamında; yenileşme hareketinin hedefini belirlemesi için, Avrupa’dan bir öğretim üyesi getirtmeyi planlarlar. Andre Lhoté’u getirmek istediği kulaklarda dolaşır. İkinci Dünya Savaşı Hitler Dönemi’nin işgalleri sürmektedir. Lhoté’un; “Ben İstanbul’a geldikten sonra kopacak bir kıyamette bir Sovyet kurşununa hedef olarak ölmek istemem” diyerek bu görevi kabul etmediği söylemleri yayılır. Musevi asıllı Lévy için ise Türkiye bir sığınaktır. İsteyerek gelir, resim bölümünde başkan olur. Ardından Heykel Bölümü’ne Rudolf Belling, Tezyini Sanatlar Bölümü’ne de Louis Süe getirilir.

Fransız Gerçekçileri’nin, özellikle de Derain’in esinleri üzerinde yürüyen, bu esinleri teknik beceriler ve öznel duyarlıkla yorumlayarak özgünleştiren Lévy’nin İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde sürdürdüğü atölye dersleri, genç sanatçıların; konudan anlatıma kadar uzanan seçim özgürlüklerini tanımasına olanak sağlar. Lévy, genç sanatçı adaylarının bireysel yeteneklerine uygun biçemlere yönelmelerini beklemektedir. Özgür sanatçı kimliği üzerine eğilmektedir. Resmin hayatın içinde olduğunu savlamakta, sanatçı adayı olan genç ressamların sokak yaşamını izlemelerini önermektedir. Böylece, genç sanatçıların tuvallerinde sosyal realizm hareketinin ilk resimleri, yerlerini alır.

Bu bağlamda, 1930’lu yılların sonlarıyla 1940’lı yılları kapsamına alan yeni sanat anlayışının felsefesi ortaya çıkar ve Türk resim sanatında yeni bir dönem başlamış olur. Hofmann’ın figüratif konstrüksiyonları temel alan ekspresyonlarının ile Andre Lhoté’un kübizim kuramlarının karşısında duran Levy, genç sanatçılara yeni hedefler göstermektedir. Fransız Gerçekçiliği’ne bağlı doğa görünümleri ve Nabis’lerin öncülerinden Pierre Bonnard’ın lekesel soyutlamaları Levy’in gözdeleridir. Resim sanatımızda, Sert deformasyonlar ve figüratif ekspresyonlar yerini lekelerin başat olduğu resimlere bırakır. Özellikle de Barbizon Okulu realizminden yola çıkılarak, Millet ve Courbet’in başlattığı gerçekçiliğin,1934 yılında Sovyet Yazarlar Birliği’nin kongresinde saptanan sanat eserlerinde gerçekçilik ve ana ilkeleriyle karşılaşması, resim sanatımızın yeni eğilimleri olur. Bu iki felsefenin bileşkelerini temsil eden resimlerin ilk örnekleri; Liman Sergisi ile topluma tanıtılır. “Yeniler Grubu” adını alan genç sanatçıların eserlerinin eğilimi olarak Türk Resim Sanatı tarihinde yerini alır.

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Kaynakça

artam.com