Gençlerbirliği

Gençlerbirliği Spor Kulübü

1923
14 Mart 1923: Ankara Sultanisi’nden (bugünkü Atatürk Lisesi) bir grup öğrenci, beden eğitimi öğretmenlerinin yaptığı takımı beğenmeyip bir futbol kulübü kurmaya kalkıştılar. Sonra öğretmenleriyle sulh oldular, beraber kurdular kulubü: Gençlerbirliği doğdu. Bir rivayete göre Ankara gelinciğinden esinle, bir başka rivayete göre o sırada Karaoğlanoğlu hanındaki dükkânlarda başka renk kumaş olmadığından, kırmızı-siyahı seçtiler.

1941
Finalde Beşiktaş’ı 4-1 yenen Gençlerbirliği Türkiye Futbol Birincisi oldu. Kulüp tarihini en büyük yıldızlarından Hasan Polat’ın parladığı bir finaldi: Bir gol attı, oyuna nizam verdi, Beşiktaş’ın agresif tavrı karşısında takımın sükunetini sağladı. Her zaman yaptığı gibi…

1946
Finallerde Beşiktaş ve Eskişehir Demirspor’u yenen Gençlerbirliği ikinci kez Türkiye Futbol Birincisi oldu.

1954
Amatör Ankara Ligi’nin son sezonu oynandı. 32 sezonluk ligin en çok şampiyon olan takımı Gençlerbirliği idi. Gençler’in 10 şampiyonluğuna karşılık Ankaragücü ve Muhafızgücü beşer kere şampiyon olmuşlardı.

1959
Ankara Profesyonel Ligi’nin son sezonu oynandı. Gençlerbirliği kulübü “sporun amatör ruhunu” savunarak profesyonelliğe geçişe uzun süre itiraz etmişti. Beş sezon süren bu ligde hiç şampiyonluk kazanamadılar. Ama o yıl kurulan Milli Lig’e Ankara’dan katılan dört takımdan biri olmayı başardılar.

1966
Gençlerbirliği Milli Lig üçüncüsü olarak, Galatasaray-Fenerbahçe-Beşiktaş’tan birine omuz atıp ilk üçe girmeyi başaran ilk takım oldu. 1960’lar boyunca, özellikle Ankara’daki maçlarda, Üç İstanbullu’ya kök söktürmesiyle ünlendi. “Köylü” Selçuk, “Büyük Tevfik”, “Paçoz” Oktay, “Rüzgarın Oğlu” Zeynel, 60’lar boyunca takımı taşıyan simge isimler olarak tarihe yazıldılar.

1970
Birkaç yıldır korkuyla beklenen gerçekleşti: Gençlerbirliği küme düştü. Futbolun gitgide endüstrileşmesi ve “şehir takımlarının” hem sahada hem saha dışında artan gücü karşısında, zayıf ve “naif” kalınmıştı. Gençlerbirliği efendice düşerken, Federasyon Başkanı bir büyük Gençlerli, Hasan Polat’tı. On üç yıllık bir çilenin başlangıcıydı bu.

1979
Hemen 1. Lige dönme düşleri erkenden söner, 2 Ligde vasat sezonlar birbirini kovalar, kulübe sebatla sahip çıkan bir başkan bulunamazken, işler gittikçe kötüye gitti. Deplasmanlara gidecek para zar zor denkleştirilir hale geldi. 1979’da 3. Lige düşmek, sürpriz değildi.

1981
En kötü zamanlarda en ağır yükleri taşıyan, olmayan parasını harcayan Başkan Hasan Şengel, hayati hamlesini yaptı: 1977’deki kısa süreli başkanlığının ardından İlhan Cavcav’ın ikinci kez ve kesin olarak kulüp başkanlığına gelmesini sağladı. O yıl amatör kümeye düşmüştü Gençlerbirliği. Düşmenin kaldırılıp 2. Ligin genişletilmesi sayesinde kurtuldu.

1983
İlhan Cavcav yönetimi, amatör kümenin eşiğinden dönen kulübü iki senede şampiyonluk rotasına soktu. Düştükten on üç yıl sonra 1. Lige döndü Gençlerbirliği. 1970’lerde emektar kaptan Cemalettin Sakallıoğlu, 2. Lig şampiyonluğu kupasını kaldırdı. Federasyon Başkanı, bir Gençlerbirliği efsanesi, 1940’ların/50’lerin forveti “Pırpır” Halim’di (Çorbalı).

1987
Finalde Eskişehirspor’u geçen Gençlerbirliği Türkiye Kupası şampiyonu oldu. Kupayı kaptan Avni kaldırdı. Ancak bu başarı hazmedilemedi, kulüpteki huzursuzluk giderilemedi; ertesi sezon, geri döndükten beş sezon sonra 1. Ligden düştü Gençlerbirliği.

1989
2. Ligde misafirlik sadece bir sene sürdü. Gençlerbirliği en yakın rakibine 16 puan fark atarak 1. Lige geri döndü. Yönetim artık daha dikkatli idi. Altyapı ve tesisleşmeye yöneldiler.

1995
Üç Afrikalı, Kushe-Moshoeu-Kona’lı takım heyecan verici oyunuyla 5. oldu. Gençlerbirliği, “büyüklere” kafa tutması yanında yetiştirdiği oyuncularla futbol kamuoyunda şöhret kazandı bu yıllarda. Kilimli’den gencecik alınıp Galatasaray’da UEFA Kupası kaldıran Ergün Penbe, altyapıdan yetişen ve Fenerbahçe’ye transferi olay olan Tarık Daşgün, yine altyapıdan yetişen ve Fenerbahçe’de yıllarca kaptanlık yapan Ümit Özat, Kamerun’dan terütaze alınıp Real Madrid’e transfer edilen Geremi, Gençlerbirliği “yetiştiriciliğinin” en ünlü mahsulleriydi.

2001
Finalde Fenerbahçe’yi penaltılarla yenen Gençlerbirliği, ikinci kez Türkiye Kupası şampiyonluğunu kazandı. Ertesi sezon (2002) Türkiye PAF (Profesyonel Adayı Futbolcular) Ligi şampiyonluğu kazanan PAF takımı, altyapıya verilen emeği taçlandırdı.

2003
32 yıl sonra bir bronz madalya daha takıldı: Gençlerbirliği lig üçüncüsü oldu. Ersun Yanal’ın teknik direktörlüğündeki Gençlerbirliği, ertesi sezon da (2003/2004) Blackburn Rovers, Sporting Lizbon, Parma’yı eleyip, kupayı kazanacak olan Valencia’ya sezonun tek mağlubiyetini tattırarak, UEFA’nın internet sitesinde yılın sürpriz takımı olarak tanıtıldı. O iki parlak sezonun hayal kırıklığı, iki Türkiye Kupası finali oynayıp ikisinde de Trabzonspor’a yenilmek oldu.

2009
İrtifa kaybeden Gençlerbirliği, üst üste iki sezon küme düşmekten zor kurtuldu. Bu kâbusun ortasında 2008’de Türkiye Kupası finaline çıkmayı başararak “ne olursa olsun yine de Gençlerbirliği’dir” dedirtti – finalde Kayserispor’a penaltılarla mağlup oldu. 2010’da kazanılan Türkiye A2 Ligi şampiyonluğu, altyapının “durmadığının” işaretiydi.