Şanlıurfa Tarihi

Urfa, MS.2.yy. ile 5.yy arasında Yahudi, Hıristiyan, Müslüman ve Sabii âlimlerin ders verdiği Urfa Akademisi ve MS.6.yy. le 13.yy. arasında önemli bir ilim ve bilim merkezi olan Harran Okulu ile dünyaya nam salmıştır. Batı medeniyetinin oluşumunda Latince ve Süryanice’den Arapça’ya yaptığı çevirilerle önemli katkı sağlayan Harran, Süryani dili, yazısı ve edebiyatının doğduğu şehirdir. Sahip olduğu bu zengin kültür mirasından dolayı “Kültür Şehri Urfa” olarak da anılır.

Urfa merkezdeki Halil’ür-Rahman Gölü’nün yanı başındaki Edessa Kenti’nin tamamında erken Roma dönemine ait mağara mezarlar, bu mağaralarda kayaya oyulmuş Süryanice ve Grekçe yazılar, rölyef ve mozaikler bulunmaktadır. MÖ. 3400 yılına ait dünyanın en eski mozaiği Siverek ilçesine bağlı Hasek Höyük’te bulunmuş ve arkeoloji literatürüne girmiştir. Bundan dolayı mozaik tarihi de Urfa’dan başlar. Urfa il genelinde, bir müzeye sığmayacak kadar keşfedilmeyi bekleyen mozaik vardır. Bu antik kent sınırları içerisinde, halk türkülerimizde de adı geçen ortasından Daysan Deresi’nin geçtiği, Halil’ür-Rahman Gölü ve Urfa Kale’siyle buluşan Haleplibahçe’de, yapılan arkeolojik kazılarda on üç odalık bir saray, sarayın içindeki odaların tamamında taban mozaikleri, Daysan Deresi’ne nazır, karşılıklı yapılmış villalar, bu villaların tabanında taban mozaikleri ve hemen yanı başında da yerden ısıtmalı bir hamam ortaya çıkarıldı.. MS. 5.yy’a ait olduğu tahmin edilen Haleplibahçe mozaiklerinde yer alan dört amazon kraliçesinin av sahnesi mozaiği “Savaşçı Amazon Kraliçelerinin, Mozaiğe Resmedilmiş Dünyadaki İlk Örneğidir”. Edessa Sarayı taban mozaiklerinde binanın koruyucu tanrısı KTICIC; Troya savaşının ölümsüz kahramanı Aşil; Aşili eğiten mitolojide at adam olarak bilinen KENTEOR KHİRİON; Aşil’in annesi deniz tanrıçası THETİS; Truva atı fikrini ortaya koyarak, Troya’nın fethedilmesini sağlayan efsanevi kahraman ODYESSEUS’un tasvirlerine yer verilmesi, 1 m2’sinde 5000 adet 1 ile 5 mm2 ebadında taş kullanılması, ince ve usta işçiliği, sanat özellikleri ve temalarıyla imparatorluk sanatına eşdeğer olarak görülen dünyanın en kıymetli mozaikleri olarak tanımlandı.

Hava Limanı ve Türkiye’nin en verimli toprağı ile Tarım ve Sanayi Şehri olan Urfa, Karacadağ Kayak Merkezi ile “Kış Turizmi”, Karaali Kaplıcaları ile “Termal Turizmi”, Karacadağ ve Tek Tek Dağları’ndaki özgün, zengin bitki örtüsü ve hayvanları ile “Doğa-Yayla ve Av Turizmi”; Atatürk Barajı ve Halfeti İlçesi ile “Su Sporları Turizmi”, baraj suyunun tutulması dolayısıyla yeni oluşan ve oldukça geniş bir alanı kaplayan Fırat suyuyla buluşan sahil şeritleri ile “Göl ve Sahil Turizmi”; Urfa’ya özgü kelaynak, keklik ve güvercinleri ile “Ornitoloji Turizmi”; geleneksel el sanatları, mutfak zenginliği ve damak lezzeti, dünyaya nam salmış musiki ustaları, yaşanan ve yaşatılan otantik ve mistik yapısıyla “Kültür ve Folklor Turizmi” gibi turizm çeşitliliğinde önemli bir potansiyele sahiptir.

Mezopotamya’nın kalbi olan Urfa, Mezopotamya’ya ve Ortadoğu’ya açılan bir kapıdır ve sahip olduğu potansiyeli ile tarihte olduğu gibi bugün de stratejik önemini korumaktadır.

11 Nisan 1920’deki şanlı direnişinden dolayı Urfa’ya, 1984 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi‘nce “Şanlı” unvanı verilmiştir.

 

Sayfalar: 1 2 3

Üniversiteler