Ardahan Tarihi

BREST-LİTOVSK ANTLAŞMASI VE ARDAHAN’DA YENİ DÖNEM
1917’de Rusya’da Bolşevikler ihtilâl yaptılar. Çarlık rejimi yıkıldı. Yeni hükümet kayıtsız ve şartsız sa­vaştan çekildiğini ilân etti. Rusya Hükümeti 3 Mart 1918’de Osmanlı Devletiyle barış yaptı. Müzakereler sırasında, Berlin Büyükelçisi İbrahim Hakkı Paşa, çok mükemmel bir konuşma yaparak, Elviye-i Selâse yani Kars, Ardahan ve Batum meselesini gündeme getirdi. Hakkı Paşa Kars-Ardahan ve Batum’un Türk yurdu olduğunu vurgulamış, 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında bir kısmının savaş tazminatı olarak Çar­lık Rusyası’na terk edilmek zorunda kalındığını söylemiştir. Rusya delegasyonundan Sokolnikov, öneri­ye karşı çıkmışsa da bölge halkının kendi geleceklerini belirleme fikrine ses çıkarmamışlardır.
Sovyet heyeti üyesi L. M. Karahan, Brest-Litovsk’tan 4 Mart 1918’de çektiği telgrafında, Kars-Arda­han ve Batum’un Türkiye’ye bırakıldığını yazıyordu. Yalnız Elviye-i Selâse’den çekilme plânının uy­gulanması gerekiyordu. Trabzon Konferansı bu konudaki çalışmaları devam ettirdi.
I. Dünya Savaşı esnasında Rusların kontrolünde bölgede etnik temizliğe girişen Ermeniler, Ana­dolu’daki ilk büyük kıyımlarını Ardahan ve çevresinde yaptılar. Çıldır, Göle, Hanak ve Ardahan köy­lerinde giriştikleri katliamlarda 150 Türk köyünü yağma ve talanla yerle bir ettiler. Çoğu kadın ve ço­cuk yaklaşık 20.000 Türkü katlettiler. Aşağıda kısa bir bölümü aktarılan ağıtlar 1915 Ardahan kırgını­nı anlatmaktadır: Brest-Litovsk antlaşması ile Ardahan’ın düşman işgalinden kurtuluşu istanbul’da büyük sevinçle karşılandı. Brest-Litovsk barışıyla ortaya çıkan Ardahan ve Kars’ın kurtuluş sevinci fazla uzun sürmedi. Birin­ci Dünya Savaşı’nda Osmanlı împaratorluğu’nun müttefikleri yenilip savaş dışı kalınca, Osmanlı Dev­leti de çok ağır hükümler taşıyan Mondros Mütarekesi’ni imzalamak zorunda kaldı. Mondros Müta­rekesine göre Osmanlı Devleti, Elviye-i Selase’yi boşaltmak zorundaydı. Büyük devletlerin gizli mak­sadı bölgede kendi himayelerinde bir Ermenistan devleti kurmaktı. I. Dünya Savaşı sonrası popüler olan Wilson Prensipleri’ne göre her millet yaşadığı yerde Self-Determinasyon hakkına sahipti. Yani nüfus olarak çoğunlukta oldukları yerlerde kendi kaderlerini tayin hakkına sahiptiler. Büyük devlet­lerin himayesinde olan Ermeniler, bölgede aleyhlerine olan nüfus dengesini lehlerine çevirebilmek amacıyla katliamlara, yani bir etnik temizlik harekâtına giriştiler. Ayrıca Gürcülerin de Ardahan üze­rinde talepleri vardı. Ermeniler, Kars dahil bütün Güney Kafkasya’nın tarihî olarak Ermenistan hu­dutları içerisinde olduğunu iddia ediyorlardı. Gürcüler 20 Nisan 1919’da Ardahan’ı işgal ettiler. Göle’ye kadar ilerleyen Gürcüler bu sırada Ar­dahan’da konuşlanmış bulunan Millî Kuvvetler tarafından püskürtüldüler. Aynı anda harekete geçen eli kanlı Ermeni çeteleri, yörede binlerce silahsız ve savunmasız Türkü katlettiler.

KARS MİLLİ İSLÂM ŞURASI VE CENUBÎ GARBİ KAFKAS HÜKÜMETİ

“Şura” kelimesi Osmanlı Dünyasına yeniliklerden sonra girmiş bir kelimedir. Konuşmak ve karar vermek için toplanma anlamına gelmektedir. Mütareke sonrası Osmanlı Devleti’nin bölgede varlığı sona erdiğinden, büyük devletlerin himayesinde, bölgeyi Ermenistan’a dahil etme çabaları başladı. Bölgede ezici bir çoğunluğa sahip olan Türk-Müslüman halk, Wilson ilkeleri doğrultusunda oluşacak fiilî bir durumu engellemek amacıyla Kars, Batum, Ardahan, Oltu ve Doğubayezid’i içerisine alacak olan bağımsız bir Türk Devleti kurma çabalarının içerisine girdiler, işte Kars Millî islâm Şurası, Oltu islâm Şurası ile I. ve II. Ardahan Kongreleri, bu sürecin çok önemli parçalarıdır. Mütareke sonrası Kars’taki aydınlar bir araya gelerek Kars Milli İslâm Şurası’m teşkil ettiler. 5 Kasım 1918 ile 19 Nisan 1919 tarihleri arasında çalışmalarını sürdüren bu yerel hükümet, kısa da olsa millî varlığımızın orta­ya konması açısından önemlidir, ingilizlerin destekleyeceği bir Ermeni devletini oluşturacak gelişme­lerin önüne geçmek isteyen Kars ve Ardahanlı aydınlarca 5 Kasım 1918’de “Kars Millî İslâm Şurası Mer-kez-i Umumisi” teşekkül ettirildi. Daha sonra çalışmalarını hızlandıran şura 18 Ocak 1919’da “Cenub-i Garbi Kafim Hükümeti Muvakkata-i Milliyesf adını aldı. 19 Nisan’da ingilizler tarafından bu hüküme­te son verilerek kurucuları ve ileri gelenleri Malta’ya sürgüne yollandı. Kars’ta olduğu gibi Ardahan’da da Milli Kuruluşlar göze çarpmaktadır. “Ardahan Milli İslam Şura­sı” bir avuç vatansever aydının gayretleriyle kurulmuş ve Kars ile aynı paralelde hareket etmiştir. Kars’ın faaliyetlerine ingilizlerce son verilmesi üzerine Gürcüler de
harekete geçerek, Ardahan Milli İslam Şurası’nı 26 Nisan 1919’da askeri yöntemlerle dağıttılar.

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10