Ardahan Tarihi

İŞGALDEN SONRA BARIŞ (Mart, Haziran, Temmuz 1878)
93 Harbi sonucunda Kars ve Erzurum Rus pençesine düştü, Ardahan’da istila edildi. 3 Mart 1878’de İstanbul’un banliyösü durumundaki Yeşilköy’de Ayestefanos’ta Osmanlı ve Rus tarafları bir araya gelerek Yeşilköy antlaşmasını imzaladılar. Buna göre Kars, Ardahan, Batum ve Eleşkirt savaş taz­minatı olarak Rusya’ya bırakılıyordu. Böylece kara günler ve vatan hasreti başlamış oluyordu. Gerçekten de binlerce yıllık Türk diyarı Serhat Ardahan’ın düşüşü bütün Türk kamuoyunda bü­yük infial uyandırmıştı. Ardahan’ı topraklarına katan Ruslar, şehri bir vali aracılığıyla yönetmeye başladılar. Bu tarihten sonra kurtuluşa kadar Ardahan tarihinde kayda geçen hadiseler ve iz bırakan olaylar, birtakım kurak­lık ve kıtlık olaylarıdır. Örneğin 1895 yılında Meşe Ardahan tarafında vuku bulan bir dolu hadisesi halkı önemli ölçüde maddî ve manevî zarara uğratmıştır. Hanak’lı Halk Şairi Ahmet Mazlumî, bu ola­yı destan şeklinde dile getirmiştir. 1907 yılında yurt çapında meydana gelen bir kuraklık Ardahan’da da hissedilmiş, yemsizlikten bü­
tün hayvanlar telef olmuş, “1907 Saman Destanı” böyle bir zamanda söylenmiştir. 1908 yılında meydana gelen bir hayvan hastalığı salgını çok sayıda hayvanın telef olmasına sebep
olmuş, zaten ekonomik açıdan fakir olan bölge halkı için hayatı daha da zorlaştırmıştır. 1878 Ardahan’ın Rusların eline geçmesinden sonra haritalar düzenlendi ve Kars-Aidahan, Çar’ın topraklan arasında gösterilmeye başlandı. 1912 yılında Osmanlı ve Rus temsilcileri bir araya gelerek kesin sınırları bir daha tespit ettiler. 1912 sınırlarından sonra karakol noktaları bir daha belirlendi. Artık Kars ve Ardahan gibi yerlerden Erzurum’a gidilmesi için pasaport alınması gerekiyordu. 1068 güzünde iç karışıklıkları yatıştıran Sultan Alparslan, II. Batı Seferine çıkarken, barışı bozup Bizans’ın kışkırtmasıyla akınlara başlayan Apkaz-Kartli Kralı IV. Bagrat’ın ülkesine yöneldi. Tiflis’i Ca-feroğulları Emirliği’nden alıp, orada kışladıktan sonra 1069’da karlar erirken ordusuyla Ardahan’a geldi. Buradan kuzeyde Meşe Ardahan/Vardosan (Yamaçyolu) çevresine gelince (bugün halkın Ca-muşkıran Fırtınası dediği) “(ibrelin beşi” 18 nisan günü çıkan kar fırtınasında çok zorluk çekildi. Sel­çuklu kaynakları bu bölgeyi şöyle tanıtıyor. Kenan oğlu Nemrud’un sakin olduğu ve oradan kule ya­parak göklere çıkmak istediği memleket (Yani Uğuz efsanesinde de adı geçen Hanak kesimi) alına­rak harap edildi. Onun Doğu yanındaki memleketi de (Büyük Ardahan) alarak, burada bir mescit yaptıran Sultan, 1069’da (Mayıs ortasına yakın) IV. Bagrat’ın barış isteğini kabul edip onu tekrar ha­raca bağladıktan sonra, Gence üzerinden İran’a döndü. 1075 yılında Kutalmışoğlu Süleyman Şah, İstanbul’un yanı başındaki İznik şehrini alarak Türkiye-Selçukluları Devletini kurdu. Kısa bir zaman sonra ihtilâller ile bunalan Bizans’ın içişlerine karışacak ve onlardan haraç alacak güce erişti. Bu sırada Araş ve Ardahan’ı da içine alan Kura boyları da yeni Türkmen göçleriyle doluyordu. Aynı dönemde, güçlenen Apkaz-Kartli Kralı II. Giorgi, Kars ile Meşe Ardahan’ı geri almıştı. 1080 yılında Sultan Melikşah, Danişmendli Emir Ahmet Başbuğluğu’nda bir orduyu buraya göndererek, bir yıldır işgal edilen Kars ve Meşe Ardahan’ı geri aldı. Apkaz-Kartli kaynağı “Kartlis-Çkhovrebd’da, Ardahan Sancağının bütününün fethedildiği Kol Zafe-ri’ni müteakip, bu yerlere Türkmen göçlerinin gelip yerleşmeleri şöyle anlatılıyor: “Bu sırada Anadoluya Turki-Koçevniki göçebeler ve sürülerimle yerleşmeye giden iki büyük emir, yollarını de­ğiştirip çekirge gibi ülkemize yayılıp, işgal ettiler. Savşet, Acara, Samshe (Ardahan, Posof, Ahıska, Ahılkelek ve Çıldır çevresi) hep Türkler’le doldu. Dağlara, mağaralara kaçan Hıristiyan ahali, giderek azaldı; kilise ve manastırlar sahipsiz kaldı.”

XIX. YÜZYIL BAŞLARINDA ARDAHAN VE ÇILDIR OLAYLARI 18 Aralık 1800 yılında Çar Paul’ün manifestosu ile Gürcistan resmen Rusya’ya katılmıştı. Böylece Ruslar, İran ve Türkiye yani Osmanlılar ile komşu oldu. 1807’de Ruslar kalabalık bir orduyla sınırı geçip Ahıska’ya doğru ilerlemeye başladılar. 1807 ve 1810 yılları arasında Ruslar Osmanlılara karşı birtakım başarılar kazandılar. 1810 yılında Osmanlılar karşı bir hareketle Gürcistan üzerine yürüdüler. Bu haberi alan Rusların
İtalyan asıllı generali Palucci, Ahılkelek üzerine yürüdü ve buradaki Türk Kuvvetlerini bozguna uğ­
rattı. 1811 yılında bölgede Ruslar’a karşı Osmanlı-İran ittifakının gerçekleşmesi Rusların daha fazla iler-
leyememelerine neden oldu. 16 Mayıs 1812’de imzalanan Bükreş antlaşmasıyla Osmanlı Devleti 1807’den itibaren Kafkaslarda kaybettiği topraklarına yeniden kavuştu. 1816 yılında İsyan eden Acara’lı Ahmet meselesi devleti epeyce uğraştırdı. Ardahan ve Çıldır’da bulunan askeri kuvvetler, Acara’lı Ahmed’in tedibi için epeyce uğraştılar.

I. DÜNYA SAVAŞI VE SONRASINDA ARDAHAN

I. Dünya Savaşına Osmanlı Devletinin katılmasından sonra Harbiye Nazırı Enver Paşa Kafkaslara doğru büyük bir harekat başlattı. Amaç, Kafkaslarda kaybedilen toprakların alınması idi. Sarıkamış harekâtının başladığı günlerde Alman subayı Stange’nin kontrolündeki milis güçler Artvin, Ardahan ve Tiflis’i ele geçirmek için ileri harekâta geçtiler. 25 Aralık 1914’te Artvin üzerinden Yalnızçam ge­çidini geçen Türk ordusu, 29 Aralık günü Ardahan’a girdi. Ardahan’ın kendileri açısından öneminin farkında olan Ruslar, 3 Ocak günü hücuma geçti. Arda­han’da bulunan Türk milis kuvvetleri, daha fazla dayanamayacaklarını anlayınca şehri boşaltmak zo­runda kaldılar. Böylece Ardahan’ın hürriyet sevinci bir hafta sürmüş oldu. Durumu daha iyi anlayan Ruslar, Ardahan’daki kuvvetlerini üç kat arttırdılar. Osmanlı ordusunun Sarıkamış’tan harekete geçtiği haberi Ardahan’da yeni bir sevinç dalgasının ortaya çıkmasına neden oldu. Harekât Allahuekber dağlarının Sarıkamış cihetinden başlamıştı. Dağ­ların kuzey yönü ise Ardahan ve Göle yaylasına bakıyordu. Harekâtın başarılı olması durumunda Ar­dahan kurtarılacaktı. 14 Ocak 1915 gecesi, Osmanlı ordusu harekâta başladı. Tarihe, “Sarıkamış Faci­ası” olarak geçen bu harekât esnasında, Osmanlı Ordusunun büyük bir bölümü soğuk ve açlıktan şehit oldu. Harekât başarısızlıkla sonuçlanınca, harekâtın ikinci ayağını oluşturan Göle-Merdinik ve Ardahan hattı iptal edildi. Enver Paşa, harekâtı durdurarak İstanbul’a döndü. Ardahan’ın bir haftalığına Türklerin eline geçişi, bütün Türkiye’de çok büyük sevinç yaratmıştır. İstanbul gazeteleri, olayı hemen okurlarına duyurmuş İstanbul ve İzmir’den Ardahan’a kutlama telg­rafları yağmıştır. Ayrıca Güneyden Antep, Maraş, Urfa ve Mardin’den de Ardahan’a kutlama mesajla­rı gönderilmiştir. Ardahan’a I. Dünya Savaşı sırasındaki kıtlık ve felâket günlerinde kardeş ellerden yardımlar yapıl­mıştır. “Baku Müslüman Cemiyet-i Hayriyesı’ Ardahan ve ilçelerinde birer şube açmış, çok sayıda yetime el atmıştır. Yine Azerbaycan’da yardım amacıyla faaliyet gösteren “Kardaş Kömeği” de Ardahanlı fakir ve hastalara çok büyük yardımlar yapmışlardır. Bu dönemin Ardahan açısından dikkat çekici en önemli özelliği bölgeyle ilgisi olmayan Ermenile­rin Rus işgali sırasında bölgeye yerleşme ve etnik temizlik yapma faaliyetleridir. Ruslar, sürekli olarak Ermenilerin Ardahan ve Kars taraflarına yerleşmelerini teşvik ettiler. 1855’te yürürlüğe giren Rus Ara­zi Nizamnamesi hayata geçirildi. Toprak mülkiyeti kaldırıldı, arazi devletin malı oldu. Bu uygulama­dan amaçlanan, burada Türk ve Müslüman nüfusun hukukî dayanaklarını koparmaktı. Her türlü di­nî eğitim engellendi. Türk nüfus zorunlu olarak çalışmaya zorlandı. Amele sıfatıyla çalıştırılan Arda-hanlıların ücretleri ya ödenilmedi ya da hukuka aykırı gerekçelerle önemli ölçüde azaltıldı. Ardahan Türkleri’nin bu kara günlerde tek dostu Bakülü Kömekciler idi.

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10