Ardahan Tarihi

İLK RUS İSTİLASI (1828-1829) 1829’da Ardahan, Kars, Ahıska ve Erzurum dolaylarında ön plâna çıkan bir komutan vardır. Bu ko­mutan, Salih Paşa’dır. Rus generali Paskeviç, Kaçar hanedanını mağlûp edip Revan’ı (Erivan) aldık­tan sonra buralara Ermeni göçü başladı. Bugünkü Büyük Ermenistan hayalinin kökleri Revan’m düş­mesinden sonra Ruslarca başlatılan iskân politikasına dayanmaktadır. Batıya doğru ilerleyen Paskeviç Ahıska’yı kuşattı. Kahramanca direnen Ahıska halkı, gıda ve iaşesinin bitmesi neticesinde Ruslar’a teslim oldu. 17 Ağustos 1828’de Ahıska’ya giren Ruslar, şehri yerle bir ettiler ve halka akla gelmedik zulümler yaptılar. Kars’ı ele geçiren Ruslar bu sefer Ardahan’ı da ele geçirmenin plânlarını yapmaya başladılar. Zira Ardahan, Erzurum’a giden yol üzerinde idi. Ordu Komutanının emri ile Ardahan üzerine yürüyen Genaral Muravyev, 22 Ağustos 1828’de şehri aldı. Böylece Ardahan ilk işgal acısıyla tanışmış oluyor­du. Ardahan’ın düşmesinde, muhtemelen Ahıska’nın düştüğü feci durum önemli rol oynamıştı. Rus dehşetinden korkan Aıdahanlılar canlarını kurtarabilmek için yurtlarını terk etmek zorunda kalmış­lar, Oltu-Narman üzerinden Erzurum’a bir sel gibi akmışlardı. 1829’da Ardahan ve çevresinde savaşlar yeniden başladı. Acaralılar Nisan 1829’da Suskap/Aşık Zü-lâli Köyü yakınında Ruslar’a yenildiler. Salih Paşa bunun üzerine Hakkı Paşa’yı Posof a yolladı. Arda­han üzerinden Posof istikametinde giden Türk kuvvetleri, yine Suskap civarında Ruslar’a yenildiler. Yalmzçam civarında bulunan 8.000 kişilik Osmanlı kuvveti de Ruslar karşısında tutunamayarak dağıl­mıştı. Ruslar artık Ahıska ile Yalnızçam arasındaki güvenliği tam olarak sağlamışlardı. Erzurum önün­deki Ardahan-Posof savunma hattını kıran Ruslar 25 haziran 1829’da Erzurum’u ele geçirdiler. Ruslar 1829 sonbaharına doğru Ardahan ve Erzurum dahil olmak üzere bütün önemli merkezleri ele geçirmişlerdi. Bunun üzerine Osmanlı Devleti acilen barış istedi.

EDİRNE ANTLAŞMASI (14 Eylül 1829) Edirne Antlaşması, bölgedeki savaşa fiili olarak son verdi. Çıldır, Ahıska, Ahılkelek savaş tazmina­tı olarak Rusya’ya terk edildi. Buna karşılık Ardahan, Göle, Oltu, Poskhov, Şavşat, Livana Osmanlıla­ra geri veriliyordu. Bu antlaşmadan sonra Ruslar, Ermenileri sınır gerisine çekmeye başladılar. Asıl amaçları Ardahan ve Kars karşısında tampon hudut teşkil etmekti. Edirne antlaşması, Ardahan için yeni bir devrin başlamasına sebep olmuştu. Çünkü Ahıska ve Ahıl­kelek’in Rusların eline geçmesiyle Ardahan Osmanlı devletinin kuzeydoğudaki son toprağı yani Ser­hat Şehri durumuna düşmüştü. Artık bu tarihten sonra Türk topraklarına gelecek ilk saldırıyı Arda­han göğüsleme durumunda olacaktı. Bu dönemi Ulemadan Ahmet Dursun Efendi, Natıkî mahlasıy-la yazdığı şiirlerinde işlemektedir. Bu şiirlerin bulunduğu yazma bugün Beyazıd Devlet Kütüphane­si’nin Türkçe Yazmalar bölümünde 1225 sayılı tasnifinde bulunmaktadır.

İKİNCİ RUS İSTİLÂSI (1855-1856) Osmanlılar muhtemel bir Rus tehlikesine karşı devrin en geçilmez savunma hatlarını Ardahan-Kars ve Erzurum hattında inşa etmeye başladılar. Çarlık ordusunun karargâhı ise 1829 sözleşmesi ile Rusya’ya bırakılan Ahıska’da bulunuyordu. Ardahan’daki Osmanlı Komutanı Ali Paşa idi. Karade­niz’deki Rus-Osmanlı mücadelesi Ardahan’ın bulunduğu bölgede yeni bir Osmanlı-Rus savaşının çık­masına neden oldu. Sinop’ta Osmanlı Donanması Ruslarca yakılınca devlet Rusya’ya savaş ilân etti. Özellikle bu sırada Avrupa basını bölgedeki Rus-Osmanlı çekişmesiyle yakından ilgileniyor, Ardahan ve etrafındaki durumu Rus kaynaklarına dayanarak okuyucularına ulaştırıyorlardı. Ardahan’daki Os­manlı kuvvetleri tam bir teyakkuz halindeydiler. 24 Mayıs 1855’te Genaral Muravyev, sınır noktası Arpaçay’ı geçti. Çok kanlı çatışmalara sahne ola­cak Kars Kalesi kuşatıldı. Rusların bir kolu da Erzurum istikametine yöneldi. Hemen hemen bütün Doğudaki harp hali Ardahan için endişe verici idi. Nitekim Kars’tan gönderilen ve Ahıska’dan gelen kuvvetlerle birleşen Ruslar Ardahan’ı ele geçirdiler. Osmanlı kuvvetleri zorunlu olarak Göle’ye ora­dan da Oltu’ya çekildiler. Ardahan yıllar sonra bir Ramazan ayının sonlarında Rus çarlık ordularının kahredici pençesine düştü (11 Haziran 1855). Osmanlı kaynaklarında bu dönemde Ardahan’ın el de­ğiştirmesine ilişkin şu bilgiler verilmektedir: “Ardahan Garnizonu, ana kuvvetlerle irtibatın kesildiğini görünce, kaleyi terk etti. Ardahanlılar kendi başla­rına kaldıklarını görünce 11 Haziran’da fazla kan dökülmesini engellemek için teslim olmaya karar verdiler. Ge­neral Kovalevskiy bunu kabul etti. Kalenin eski bedenleri tahrip edildi. Askerî düzene ait ne varsa yıkıldı. Böyle­ce Ardahan Rusların eline geçmiş oldu.” Osmanlı-Rus savaşında, Ardahanlılardan Hacı Hüseyin Paşa ve kardeşi Hasan Bey’in gösterdiği kahramanlıklar bölge ahalisi tarafından takdirle karşılanmıştır. Birkaç gün sonra İstanbul’daki Takvim-i Vekayii gazetesi Ardahan’ın düşüşünü “çok acı bir haber” şeklinde okuyucularına duyurdu. Serasker Zarif Paşa da hatıralarında, Ardahan’ın düşüşünü, “istanbul, kapısız kaldı” şeklinde dile ge­tirmektedir. Osmanlı orduları, Çarlık orduları karşısında bir önceki savaşta olduğu gibi yine bütün cephelerde yenilince, devlet acilen barış istedi ve taraflar Paris’te barış masasına oturdular.

PARİS BARIŞ ANTLAŞMASI (30 Mart 1856) İşgal altındaki Ardahan’ın kaderi, bir yıl suma Paris Antlaşmasıyla belirlendi. İngiltere’nin zorla­masıyla Rusya, Kars ve öteki Osmanlı arazisini boşaltacaktı. 30 Mart 1856’da yürürlüğe giren antlaş­mayla Ruslar, Kars ve Ardahan’ı boşalttılar. Ardahan, bu tarihten sonra tekrar Osmanlı idaresine geçti. 1877-1878 (93 Harbi) Savaşlarına ka­dar sükunet havasına kavuşmuş oldu.

ÜÇÜNCÜ RUS İSTİLASI (1877-1878) XIX. yüzyılın son yarısında korunma yapılarından kaleler önemini kaybetmeye başladı. Artık yer­leşim merkezleri ve önemli merkezler tabya denilen yapılarla korunmaya başlandı. Osmanlı Devleti’nde de boğazlar ve sınırlarda bu tür yapılara ihtiyaç duyuldu. Batum, Erzurum, Kars ve Ardahan’da Tabya denilen tahkimli yapılar kuruldu. Ardahan’daki tabyaların sayısı Kars ve Erzurum’dakinden azdı. En stratejik noktalara para ve in­san gücü seferber edilerek büyük tabyalar yapıldı. Ardahan civarına yapılan tabyaların hepsi Ardahan Kalesinin Güney, Doğu ve Kuzey istikametinde olup, şehre ve Kura düzlüğüne hakim idi. înşa edilen bu tabyaların isimleri şöyle idi: Ramazan, Emiroğlu, Senger, Kaz, Kaya tabyaları. Rus komutanı Devel, 27 Nisan 1877’de Çıldır’ın merkezi Zurzuna’yı ele geçirdi. Oradan Arda­han’a doğru ilerledi. Bu esnada Posof da bir başka Rus kolu tarafından ele geçirilmişti. Genel hücum, 16 Mayıs 1877’de başlatıldı. Osmanlı ordusunun mukavemeti yetersiz kalınca Ruslar, Ardahan’a doğ­ru ilerlemeye başladılar. Gölebert Tepesini de geçen Rus ordusu Ardahan Kalesi’ni yakından muha­saraya aldı. Ardahan komutanı Hüseyin Sabri Paşa, Gölebert Tepesinin kaybedilmesinden sonra, 16 Mayıs’ı 17 Mayıs’a bağlayan gece, beklenmedik bir kararla Ardahan’ı boşalttı. Kalede kalan Mehmet Bey, Ruslara direnme kararında yok. Fakat Ermeniler, yine hıyanetlerini göstererek kumandanın, as­kerlerin çoğu ile şehri boşalttığını Ruslara haber verdiler. Az sayıdaki Türk askerinin direnişi fayda vermedi. Ruslar Ardahan’a girdiler (17 Mayıs 1877). Ardahan’ın yönetimi Albay Komarov’a bırakıldı. Böylece Ardahan’da 40 yıl sürecek olan esaret ve hasret dönemi başlamış oluyordu. Ardahan’ın düşmesinin sorumlusu olarak gösterilen Hüseyin Sabri Paşa, Divan-ı Harp’te yargılan­dı ve suçlu görülerek sürgüne gönderildi.

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10