ufuk-esin

Unvan

Prof. Dr.

Doğum Tarihi

1933

Ölüm Tarihi

19 Ocak 2008

Şehir

İzmir

Ülke

Türkiye

1186

kez görüntülendi

İçerik Sponsoru Kablonet Başvuru

Türksat Kablonet Aboneliği için 0850 888 0 126 numaralı telefondan bilgi alabilir ve abonelik başvuru işleminizi anında gerçekleştirebilirsiniz. Hizmet verilen iller için tıklayınız.

Ufuk Esin Kimdir?

1933 yılında İzmir’de doğan Ufuk Esin, Avusturya Koleji’nde tamamladığı orta öğretimin ardından, 1956’da İstanbul Üniversitesi (İÜ) Prehistoya ve Arkeoloji Bölümü’nden mezun oldu. 1957’de İstanbul Üniversitesi Prehistorya Kürsüsü’nde asistanlıkla başlayan akademik kariyerine hep aynı üniversitede devam etti. 1960’ta doktor-asistan, 1966’da doçent, 1976’da profesör oldu.

1984- 2000 yılları arasında Prehistorya Anabilim Dalı, 1998-2000 yılları arasındaysa yine aynı üniversitede Arkeoloji ve Sanat Tarih Bölüm başkanlığı görevlerini yürüttü.

Akademik hayatı boyunca yalnızca kurtarma kazılarını üstlenmeyi tercih etti. Keban Projesi kapsamında yer alan Tepecik, Tülintepe, Aşağı Fırat projesi kapsamındaki Değirmentepe ve son olarak da Aşıklı Höyük’te kurtarma kazıları yaptı. Türkçe, İngilizce ve Almanca’da sayısı 100’ü aşkın bilimsel yayını olan Esin, 1993 yılından beri TÜBA (Türkiye Bilimler Akademisi) üyesiydi.

Son dönemdeki en önemli çalışmalarından biriyse TÜBA ve TÜKSEK (Türkiye Kültür Sektörü) girişimiyle hayata geçen “Türkiye Kültür Envanteri Projesi”’dir. Onun yönetimiyle TÜBA Türkiye Kültür Envanteri Projesi’nde çeşitli üniversitelerden 50 ekibin çalışmalarıyla, on binlerce envanter çıkarıldı.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi hocalarından Prof. Dr. Ufuk Esin, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde on yedi gün boyunca süren tedavisinin adından 19 Ocak 2008 tarihinde kalbine yenik düştü.

21 Ocak 2008 günü Fakültedeki törende konuşma yapan Prof. Dr. Mehmet Özdoğan “Ufuk Esin, Prof. Dr. Halit Çambel’den aldığı anabilim dalında, prehistorya geleneğini bozmayarak ve daima geliştirerek günümüze taşımış, 1968 yılında Keban’da başlattığı kurtarma kazılarıyla Türkiye’de ilk kez ‘sistemli arkeolojinin’ başlamasını sağlamıştır. Türkiye’de arkeolojiye en büyük katkısı ise şüphesiz ‘arkeometri’dir. Bize sadece arkeolojik kazı yapmakla kalmayıp, diğer bilim dalları disiplinleriyle bir arada çalışılmanın gerekliliğini göstermiştir. TÜBİTAK’ta arkeometri ünitesinin kurulmasına da bizzat öncülük etmiştir.” dedi.

Fakültede yapılan törenden sonra Bebek Camii’nde kılınan öğle namazının ardından Feriköy Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Yurt dışında ve içinde basılmış Türkçe, Almanca ve İngilizce 100’ü aşkın bilimsel yayını vardır.